HIZLI OKU, HIZLI DÜŞÜN, HIZLI KARAR VER

mynet.com -Tuğrul Türkkan'la Röportaj

1940'larda Amerika'da ortaya çıkan Hızlı Okuma tekniği, yıllar içinde gelişerek varlığını korudu. Columbia Üniversitesi'ndeki profesörlüğü süresince konuyla ilgili bilgi ve deneyimler elde eden, Türkiye'de Açıköğretim Üniversitesi'nin de kurucularından Reha Oğuz Türkkan'ın geliştirdiği Etkin Hızlı Okuma Sistemi ise, bilinçli bir şekilde hem kurumsal hem bireysel müşterilerin okuma ve anlama hızlarını geliştirmeyi, bununla beraber hızlı düşünme ve hızlı karar almayı sağlıyor. Babasıyla birlikte konuyla ilgili çalışmalar yapan Tuğrul Türkkan da, "Gerek şirket yöneticileri ve öğrenciler gibi çok okuması gereken bir kitleye, gerekse de okumayı seven ve daha çok okumak isteyenlere, bilgisayar yazılımları ile desteklenmiş sistemli bir eğitim sunuyoruz. Özellikle, Turkcell gibi kurumsal şirketler Hızlı Okuma konusuna büyük önem vermekte ve eğitimler almaktalar." yorumunu yapıyor ve ekliyor: "Yüzme nasıl bir günde öğrenilemezse, Hızlı Okuma'da da belirli bir zamana ihtiyaç vardır. Biz geliştirdiğimiz eğitim seti, http://www.hizliokuma.com adresi ve bilgisayar yazılımları ile bu eğitimi sunuyoruz. Hedefimiz franchise yoluyla yayılmak ve Hızlı Okuma ve Öğrenme tekniklerinin tüm Türkiye'de yaygınlaşmasını sağlamak." Türkkan ile, Hızlı Okuma tekniğini, Türkiye'deki yerini ve hem Alternatif Gelecekler Danışmanlık, hem de Türk 2000ler Vakfı olarak hedeflerini görüştük:

Hızlı Okuma tekniği ile ilgilenmeye nasıl başladınız?
Tuğrul Türkkan: Bunu, Hızlı Okuma tekniğinin gelişimi ile bağlantılı olarak anlatmak isterim. Hızlı Okuma 1940'larda Amerika'da ortaya çıkmış bir yöntem. Bu yöntemin öncesi Dünya Savaşı'na kadar dayanıyor. İkinci Dünya Savaşı sırasında İngiliz savaş pilotları ve gözcülerinin algılama hızlarının yavaş olduğu fark ediliyor. Ohio Üniversitesi'nden bir profesörün geliştirdiği 'takistoskop' isimli bir aletle egzersizler yapılıyor. Bu alet; saniyenin beşte biri, onda biri zamanda belirip kaybolan resimlerle, gözün algılama hızını artırıyor. Gözler kaslardan oluştuğu için, belirli bir idmandan sonra pilot ve gözcülerin gözleri daha hızlı açılıp kapanmaya ve algılamaya başlıyor. Amerikalılar, savaş bittikten sonra, bu yöntemi okuma çalışmalarına uyarlıyorlar. Gözün, kelimeleri de daha hızlı algılaması sağlanabilirse, okuma hızının da artacağı görülüyor. Böylece konuyla ilgili çalışmalar başlıyor. Bu, farklı tekniklerle birleştirilerek, "Speed Reading" tekniği ortaya çıkıyor. 1960'larda babam Reha Oğuz Türkkan, Columbia Üniversitesi'nde profesörken, önce bu konunun eğitimini alıyor, daha sonra, Prof. Skinner ve Prof. Crowder'la beraber geliştirdiği "Sorularla Programlı Öğrenim" (Programmed Instruction) sistemiyle beraber "Speed Reading" konusunda da çalışmalara başlıyor.

AMAÇ, GÖZÜN ALGILAMA HIZINI ARTIRMAK

Bu sistem hakkında bilgi verir misiniz?
Tuğrul Türkkan: Bu öğrenim sisteminin temel amacı, öğretmenlerdeki yükü alıp, mekanik aletlerle eğitime destek vermek, verimi artırmak ve bunu, farklı şekilde hazırlanan soru-cevap yöntemiyle sağlamak. Sorular karşısında insanın merakı daha da arttığı için, öğrenme çok daha hızlı oluyor ve sorular da kademe kademe zorlaşıyor. Bu eğitim sistemi Amerika'da 1970'lerde hızla yaygınlaşıyor. Oğuz bey bu sistemi franchise okullar zinciri halinde eğitim kurumlarına yayıyor ve Amerika'da 5-10 yıl içinde 124 tane okul açılıyor, gezici dershaneler oluşturuyor, 1969'da da 4 eyaletin eğitim müfredatının bu sisteme göre düzenlenmesi işi, hükümetçe Oğuz beyin başkanı olduğu Learning Foundation Vakfı'na veriliyor. Bu okullarda, ilerleyen süreçte Hızlı Okuma eğitimi de yerini alıyor.

Hızlı Okuma'nın Türkiye'ye gelişi nasıl oluyor?
Tuğrul Türkkan: Oğuz bey 1970'lerde Türkiye'ye döndüğünde, Hızlı Okuma tekniğini de getiriyor. İlk olarak Milli Eğitim Bakanlığı, İçişleri ve Kültür Bakanlığı üst düzey yöneticilerine bununla ilgili eğitim veriliyor. Sonra da genel katılıma açık eğitim ve seminerler başlatılıyor. Kurulan Türk 2000 Vakfı da, 1980'lerde konuyla ilgili çalışmaları hızlandırıyor. 2000'li yıllarla birlikte Hızlı Okuma tekniği, çağdaş yönetmeler ile geliştirildi ve Etkin okuma teknikleri ile birleştirildi. Hızlı Okuma tekniğinin amacı; bilgisayar vasıtasıyla yapılan mekanik egzersizlerle gözün algılama hızını artırmak. Etkin Okuma teknikleri ise; metinlerin ana hatlarını daha iyi alabilmeyi, zihinsel becerilerin geliştirilmesini, daha hızlı öğrenmeyi ve karar vermeyi sağlamayı amaçlıyor.
Bir diğer yöntem de, 'Fotografik okuma' (PhotoReading). Buna göre, eğer beynin sağ bölümünü baskın hale getirip, algılama yeteneğinizi geliştirirsek, öğrenme hızını geliştirebiliriz. Okuma, Algılama ve Anlama becerisini geliştiren tüm bu teknikler, sistemli bir bütün halinde Etkin Hızlı Okuma Sistemi'nde birleştirildi. Gerek bilgisayar yazılımları, gerekse de yeni okuma teknileri sayesinde, eğitim Hızlı Okuma'nın ötesinde sonuçlar vermekte. Tekrar vurgulamak gerekirse, anlama seviyeleri de okuma hızıyla beraber gelişmekte.

YÖNETİCİLERİN SİSTEME İLGİLERİ ÇOK FAZLA

Eğitim süresi ne kadar?
Tuğrul Türkkan: Standart program 15 saat sürüyor ve 2,5'ar saatlik 6 dilim halinde üç haftada tamamlanıyor. Bu eğitimi 1-2 günde sonuçlandırmamızın sebebi; Hızlı Okuma'nın bilgiden çok, bir alışkanlık bir beceri olması. Düşünün tek günde yüzmeyi öğrenebilir misiniz? Ya da araba kullanmayı? Bu tarz 'psiko-motor' davranışlar, tekrar ede ede, pratik yapa yapa alışkanlık haline gelmekte. Bu nedenle, 3 haftaya yayılmış bir eğitimde Hızlı Okuma tekniğini biliçaltına aktarmış oluyoruz.
Ayrıca bir eğitim setimiz de var. Setin amacı eğitime katılacak vakti olmayan veya İstanbul dışında olan insanların, bu beceriyi kendi kendilerine kazanmasını sağlamak. 15 yıldır verdiğimiz bu eğitimleri bir eğitim seti haline getirdik Paket program ve kendi verdiğimiz eğitimler tamamen birbirine paralel. Zaten verdiğimiz 15 saatlik eğitimin 8 saatlik bölümü, setin içinde de yeralan bilgisayar yazılımı eşliğinde gerçekleşiyor. E-mail vasıtasıyla da bu 'uzaktan' kullanıcılarımızla haberleşiyoruz.

Bu sisteme ilgi ne yönde?
Tuğrul Türkkan: 2003'ten itibaren Alternatif Gelecekler Danışmanlık ve Vakıf ortak olarak bu konu üzerinde çalışmaya başladı. Amacımız; Etkin Hızlı Okuma Sistemi'ni tüm Türkiye'de yaygınlaştırmak. Kurumlara konuyla ilgili hizmet veriyoruz. Yöneticilerden bu sisteme ilgi oldukça fazla. Çünkü bir yönetici, günde ortalama 1,5-2 saat okumak zorunda kalıyor. Bizim eğitimimizle, okumada 2,4-2,5 katlık bir hız artışı meydana geliyor. Yani, Etkin Hızlı Okuyucu 2 saatte okuduğu metni, 45 dakika 1 saatte okuyup bitirebiliyor; üstelik daha iyi anlayarak... Bu da, çok önemli bir vakit kazanımı. Yöneticiler, şirket çalışanları bu eğitim ile sağladıkları zaman tasarrufu ile, eğitime yaptıkları harcamayı kısa bir süre içinde geri kazanıyorlar. Unutulmaması gereken; yöneticilerin okumalarının sadece işleriyle kısıtlı kalmadığı. Bu eğitimle; başka okuma aktivitelerinde de önemli bir tasarruf elde ediyorlar, kişisel gelişimleri, anlama ve öğrenme becerileri geliştikçe, bireysel gelişimleri de hızlanıyor.

ÖNCELİKLİ HEDEF, OKUMAYI SEVDİRMEK

Neden bu yönde bir çalışma yapma ihtiyacı hissettiniz? Türkiye'de bu alanda bir boşluk mu var?
Tuğrul Türkkan: Türkiye'de tabi ki bu alanda bir boşluk var. Çünkü okuma alışkanlıkları çok yüksek değil. Bu alışkanlıkların yüksek olmamasının sebebi de, önce ilkokulda, vaktiyle harf harf, hece hece iken, şimdi de kelime kelime okutmayı öğretmeleri. Okuma alışkanlığının ilk yerleştiği zamana, ilkokul ve ortaokul dönemlerine baktığımızda, çocuklar varolan potansiyellerin çok altında hızlarda, yavaş okuyorlar, haliyle zamanla okumak zor ve sıkıcı, bir nevi zoraki bir göreve dönüşüyor. Eğer bir öğrenciye daha hızlı okumasını ve daha hızlı öğrenmesini öğretebilirsek, okumayı da sevdirebiliriz. Sonuçta, bir davranış zor gelmedikçe, çocuklar da bu davranışı daha kolayca alışkanlık haline getirebilir. Bu tarz bir alışkanlığın yerleştirilmesinin toplumsal bazda da faydası büyük. Zaten bu nedenle biz, bunu sadece ticari bir hedef olarak değil, vakıf gayesi, toplum yararına yapılan bir proje olarak yaygınlaştırma amacını güdüyoruz.

Hedef kitlenizi nasıl tanımlıyorsunuz?
Tuğrul Türkkan: Eğitime başlamadan önce katılımcılarla bir sorarız: "Daha çok okumak için mi geliyorsunuz, yoksa okumanız gereken şeyler çok olduğu için mi?" Yani, eğitime zevk için mi, yoksa bir gereklilik yüzünden mi geliyorsunuz. Yüzde 80'in zorunluluk, yüzde 20'nin zevk için geldiği sonucu çıkmakta. Haliyle en önemli hedef kitle; bilgiye daha hızlı ulaşıp zaman kazanmaya ihtiyacı olanlar. Bu kitleyi de birkaç parçaya ayırabiliriz.
Bir taraf işadamları, yöneticiler ve şirket çalışanlarından oluşan kurumsal hedef kitle. Onlar için ayrı bir eğitim programımız var. Bir taraftan öğrenciler var. Bu kitlenin en önemli bölümünü; üniversiteye hazırlanan öğrenciler oluşturuyor. Üniversite sınavında 180 soru soruluyor. Okuma hızınızı 2,5-3 kat artırdığınızda, ÖSS sınavında ortalama 30-35 dakika zaman kazanıyorsunuz. Bu çok önemli bir kazanım. Ayrıca sınav öncesindeki hazırlık süreci var; ve bu eğitim, öğrencinin algılama hızını da büyük oranda geliştiriyor.
Öğrencilerden oluşan kitlenin alt segmentleri var. Örneğin ilköğretim seviyesi'nde çocuklarını getiren velilerin esas isteği, çocuklarına okumayı sevdirmek, okuma alışkanlığının yerleşmesini sağlamak. Onlara daha basitleştirilmiş bir kurs programı sunuyoruz. Verdiğimiz eğitim de, aslında bu yaş grubunda çok daha kolay yerleşiyor. Küçük yaşlarda alışkanlıkların yerleşimi çok daha kolay. Hedef kitlemizin bir bölümünü de, doğal olarak üniversite öğrencileri oluşturuyor. Bunun dışında, okumayı seven herkes bu eğitime ilgi gösteriyor.

TURKCELL'LE ÇALIŞMA YAPTIK

Kursiyerlerinizin profilini nasıl değerlendirilyorsunuz? Kurumlar mı ağırlıkta bireyler mi?
Tuğrul Türkkan: Farklı paylar var. Şirketler eğitimi 8-12 kişilik gruplar halinde alıyorlar. Özellikle üst düzey yönetimlerden büyük ilgi var. Amerika'da yapılan bir araştırmaya göre, bir CEO'nun haftada yaklaşık 22 saat okuması gerekiyor. Ama okumak için sadece 6 saat zaman ayırabiliyor. Yani bu insanın okuma hızını artırırsanız, ancak işle ilgili gerekli belgelere vakit ayırabilir hale gelebiliyor. Üst düzey yönetim için bu beceri, inanılmaz bir ihtiyaç. Örneğin Turkcell üst düzey yöneticilerine konuyla ilgili eğitim verdik. Executive eğitimler birebir olarak da yapılmakta.
Bireysel ilgi de oldukça yoğun. Örneğin bir şirketin çalışanı; ihtiyaç hissedip açık eğitimlere katılıyor. Açık eğitimleri genelde otellerde yapıyoruz. 27 Mart'ta Dedeman Otel'de böyle bir çalışmamız olacak. Yine 15 saatlik programlar ve notebook eşliğinde bu eğitimi veriyoruz. Eğitimi alanlar, yazılımı eve götürüp, çalışmalarına evde de devam edebiliyorlar. Diğer bir grubu da, belirttiğim gibi üniversite öğrencileri veya üniversiteye hazırlık aşamasındakiler oluşturuyor. Bu kitlenin yüzde 60'ını ÖSS sınavına hazırlananlar oluşturuyor. Master ve doktora öğrencileri de bu eğitime ilgi gösteriyor. Çünkü bu program sadece hızlı okumayı değil, okurken doğru algılamayı ve analiz etmeyi, hatırlamayı da geliştiriyor. Son grup ise ilköğretim seviyesi grupları.
Hepsinden ayrı olarak; standart bireyler de var. Okumayı seven, serbest sektörde çalışan kişiler gibi. Doktorlar, hukuk ve tıp öğrencileri ve muhasebeciler, avukatlar ise bu grupların en tepesinde yer alıyorlar. Onların okuma ihtiyacı çok çok fazla.

ASIL HEDEFİMİZ, BU SİSTEMİ OKULLARA YERLEŞTİRMEK

Şu anda hangi kurumlarla çalışıyorsunuz? Kurumsal müşterilere nasıl ulaşıyorsunuz?
Tuğrul Türkkan: Medya yoluyla tanıtım etkili bir araç. Web sitesinden ve konuyla ilgili haberlerden bize geri dönüşler oluyor. Biz de, belli dönemlerde şirketlerin insan kaynakları departmanlarını sistemimiz ve faydaları konusunda bilgilendiriyoruz. Referanslar da, bağlantılar kurmamıza yardımcı oluyor.

Okullarda bu eğitimi vermek için çalışmanız var mı?
Tuğrul Türkkan: Okullara yönelik daha uzun vadeli bir planımız var: Bir eğitmen yetiştirme programı. Bir okulun birçok öğrencisi var ve hepsinin bizim aracılığımızla bu eğitimi almaları hem masraflı, hem de uzun bir işlem. Bu yüzden, bilgisayar yazılımlarıyla ve eğitmen yetiştirme programıyla beraber bir laboratuarda bu sistemi kurma projemiz var. Çünkü belirttiğim gibi, çalışmaların önemli bir kısmı bilgisayar başında geçiyor ve çeşitli egzersiz kitaplarıyla bu eğitim destekleniyor.
Kişiye bu eğitimi verdikten sonra, kuruma da "Etkin Hızlı Okuma Eğitmeni Sertifikası" veriyor ve ilgili eğitim kurumda tüm öğrencilerin bu eğitimden faydalanabilir hale gelmesini sağlıyoruz. Eğer bu alanda programlı bir şekilde ilerleyebilirsek, o zaman toplumsal fayda açısından vakıf olarak da önemli bir idealimizi gerçekleştirmiş oluruz. Sadece İstanbul'daki okulların yüzde 30'unun bu eğitimden yararlandığını ve ilköğretim öğrencilerinin yüzde 30'luk bölümünün Hızlı Okuma ve Anlama seviyelerinin yükseldiğini düşünürseniz, eğitim alanında büyük fayda sağlayacak bir gelişmin temellerini atmış oluruz.

Bu konudaki çalışmalar sanki özel eğitim kurumlarıyla ilerleyecek sistemler gibi görünüyor. Bunu yaygınlaştırmak için Milli Eğitim Bakanlığı ile ortak bir çalışma sözkonusu olabilir mi?
Tuğrul Türkkan: Bu, adım adım sözkonusu olabilir. Başta özel okullarla sistemi tanıtıp, sonra Milli Eğitim Bakanlığı ile yapılacak çalışmalarla, bu sistemi tüm eğitim kurumlarına yaymak istiyoruz. İlerleyen aşamada Bakanlık ile yapılacak bir çalışma ile her türlü okula da bu sistemi yerleştirmek istiyoruz. Ama tabi, bu okulların bilgisayar laboratuarlarının da olması gerek.

FRANCHISE SİSTEMİ İLE ANADOLU'DA YAYILACAĞIZ

Bu durumda, sizin bilgisayar firmalarıyla, bu proje için ortak çalışmalara ve kampanyalara imza atmanız sözkonusu olabilir mi?
Tuğrul Türkkan: Bu şekilde bir çalışma olabilir. Zaten sistemi, bir franchise yöntemi ile Anadolu'ya yayma projemiz var. Anadolu'da çeşitli kurs ve dershanelerle etkin okuma laboratuarı ve Linux sistemli yazılımları ile franchise yöntemiyle tüm illerde bu eğitimi sunmak adına bilgisayar şirketleriyle görüşmelerimiz devam ediyor. Onlarla tam anlamıyla anlaşmaya vardıktan sonra, bu projeyi de hayata geçireceğiz.

Franchise sisteminiz hakkında bilgi verir misiniz?
Tuğrul Türkkan: Bu, yarı merkezi bir sistem olacak. Biz, girişimcilere destek vereceğiz, bunu yazılımlarımızla, e-learning çalışmalarımızla, geliştireceğimiz yeni eğitim araçları veya güncellemelerle sağlayacağız. Bütünüyle bize bağımlı olmayacaklar. Onlar kendi başlarına "master franchise" olarak bölgelerinde çalışmalarını yapabilecekler. Biz ise onlara dış desteği devam ettireceğiz.

Hazırladığınız program, mağazalardan da elde edilebilecek mi?
Tuğrul Türkkan: Bu sistemin yabancı bir yazılımını, Topreader adıyla yaptırıyoruz. www.topreader.com adresinden bu programı, dünyanın her yerine dağıtmaya başlayacağız. Çünkü bizim programımızın, yurtdışındaki örnekleri kadar, hatta daha iyi olduğunu görüyoruz. Program şu anda geliştirilme aşamasında. Bunun tam anlamıyla hazırlanmasının ardından, pazarlama yöntemleri ile ilgili son kararları da alacağız.

SIRADA E-LEARNING VAR

Sektörde konuyla ilgili eğitim veren kurum sayısı artıyor. Eğitimin kalitesi, bu artışla sizce nasıl etkilenecek?
Tuğrul Türkkan: Bu sistemi Türkiye'ye ilk olarak Prof. Reha Oğuz Türkkan getirdi. Geçmiş dönemlerde kurumumuzda bizimle birlikte çalışan ve eğitimlerimizde yer almamış bazı kişiler, bilgisayar programlarımızı da izinsiz aldılar. Sonra da eğitim vermeye başladılar. Ama, konu hakkında yeterli bilgi ve donanımları olmadığı için yöntemi tam olarak uygulayamıyorlar ve başarıları düşük kalıyor. Hızlı Okuma, ticari sömürüye de açık bir konu. Amerika'da da bunun örnekleri var. "100 bin, 200 bin kelime okutuyoruz" sloganlarıyla, uydurma şampiyonlar çıkartılmaya çalışılıyor. Ama bu boş vaatler başarılamayınca, Hızlı Okuma sistemi de yara alıyor. Türkiye'de de maalesef, boş vaatler ve sistemsiz çalışmalar yüzünden benzer sorunlar ortaya çıkmakta.

Hem kurumsal, hem vakıf, hem de geliştirdiğiniz teknikle ilgili hedefleriniz neler?
Tuğrul Türkkan: Kurumsal olarak; bu eğitim sistemini Türkiye'de her türlü kuruma yaymak istiyoruz. Okuma hızının gelişmesinin, toplumsal bazda bize geri dönüşlerinin çok olacağına inanıyoruz. Hem vakıfla birlikte çalışarak, hem de farklı bir eğitim kurumu tarzına ulaşarak, sonrasında da franchise şeklinde ve Milli Eğitim Bakanlığı ile işbirliği halinde bu sistemi yaygınlaştırmak istiyoruz. Ama bunların hepsi, belli basamaklar şeklinde olacak.

E-learning üzerinde bir çalışma yapma projeniz var mı? Türkiye'de sizce bu tarz bir projeye ilgi nasıl olur?
Tuğrul Türkkan: Evet, bu tarz bir planımız var. Tamamen internet üzerinden, eğitim seti almaya gerek olmaksızın interaktif olarak bu eğitimi sunmanın yollarını araştırıyoruz. Aslında e-learning, Türkiye'de yavaş yavaş yaygınlaşmaya başladı. Özellikle de kurum seviyelerinde... Bu konuya aslında biz de yabancı değiliz. Çünkü Oğuz bey, Amerika'da ilk uydulu eğitim çalışmalarını incelemek için NASA tarafından görevlendirildi ve Hindistan'da konuyla ilgili çalışmalar yaptı. Oğuz bey ayrıca Amerika'da (Uzaktan Eğitim) Sunrise University'de ve Türkiye'de Açıköğretim Üniversitesi'nin de kuruluşunda rol oynadı. Yani uzaktan eğitim konusuyla zaten ilgiliyiz.
İnternetten eğitim, giderek daha kolay ve popüler hale geliyor. İnteraktif olarak eğitmenle temas kurabiliyorsunuz, e-mail vasıtasıyla bilgiler elde edilebiliyor. Bizim eğitim setimiz de, sonuçta interaktif bir eğitim. Hedefimiz ise, bunu internete taşıyıp, eğitim alanların eğitmenlerle biraraya gelebileceği bir platforma yerleştirmek. Bu sistem için Amerika'da büyük yatırımlar yapılıyor ve Türkiye'de de ilerlemeler var. İnternet hızlarının gelişmesiyle Türkiye'deki ilgi daha da artacak.
-Handan Aybars